Merhaba birbirine selam vermeyen insanlar, merhaba nezaketten yoksun büyüyenler ve merhaba kendi kendine gülene deli diyenler.
İstanbulluların mahalleden rüya yasam evleri, orkide rezidansları ya da bilmem ne konaklarına göçü kolay olmadı tabii ki. Zaman içerisinde yan komşuyu şortla havuzda görmeye bile alıştık ama şu asansör kullanmaya adapte olamadık. Bakın asansör kullanmak diyorum çünkü olaya ciddiyet katmam lazım.
Yan komşuların sapık, katil ya da şizofren olduğuna inanılan bir dönemde yaşadığımızı biliyorum. Mesela Kabataş'da yürürken aniden karşınıza deri kıyafetli adamlar çıkıp üzerinize işemek isteyebilir. O denli ütopik bir ülkeyiz. Bu yüzden asansörde her gördüğümüze günaydın diyemeyiz.
Sabahın köründe 4 kişilik asansöre binmeye çalışan 5 kişiydik. Bir de çocuk. Daracık alanda birbirine sebepsizce uyuz olan beş kişi. "Günaydın"
Kimseden ses yok. Asansörün ağırlık sebebiyle ötmesini umursamıyoruz.
"Sanırım sizin inmeniz gerek beyefendi. Taşımayacak"
Kimseden ses yok.
"Bir adım geri gelin bence"
Ses yok.
Kendi aralarında sıkışmalar, inip tekrar binmeler derken çeşitli kombinasyonlarla tekrar yerleşildi ve asansör hareket etti.
Suratlar hala asık.
Ondördüncü kattan inmeye çalışıyoruz, yolumuz uzun.
Kimse göz göze gelmemeye çalışıyor.
Garip bir tedirginlikle saate bakmaya calışmalar, telefonun tuş kilidini açıp kapamalar, tavana bakanlar derken yanımdaki öksüren ufakliğa dönüyorum.
"Hasta mı oldun, gecmiş olsun"
"Tam beş gün okula gitmedim. Çok kusmuştum da, bir de ishaldim biliyomusun " mahçup mahçup kıkırdıyor.
Ben de gülüyorum. Herkes gülüyor.
Suratsız kadın "salgın var" diyor. Takım elbiseli adam "dikkat etmek lazım" diyor. Bir başkası "bol bol c vitamini" tavsiye ediyor. İndiğimizde herkes birbirine iyi günler diliyor.
Çocuklar böyledir. Yetişkin birine günaydın diyemezken, çocuklara gülümseyebilirsiniz.
Bazen düşünüyorum. Büyüdükçe çirkinleşiyoruz. Koca yetişkinler göz göze gelemezken, ufacık bir çocuktan konuşmayı öğreniyoruz.

Aynı binayı paylaşıp komşu olduğunu bilip verilen selamı almamak ayıp bence! Yazıyı okur okumaz aklıma ilk gelen çocuğun büyüyünce benzer davranışlar sergileyeceği idi. Büyüyünce dünyalar kirleniyor ya o hesap... Ama sen o dünyanin kirlenmesine izin verme hergün günaydın demeye devam et. Bakarsın bir gün herkese sirayet eder daha bir güzelleşir bina, site sonra mahalle. Hani göle bir taş atarsın halka halka genişler, o hesap. Ütopik mi oldu yazdıklarım? Galiba öyle oldu:))
YanıtlaSilBen Kadıköy Göztepe de oturuyorum 9 senedir ve bizim apartmana Gunaydın diyerek alıştırdım desem ğı :) ayrıca yaş aralıda yuksek :)
YanıtlaSilHepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz galiba. Sadece asansörde değil karşılaşılan giriş çıkışlarda da durum aynı.
YanıtlaSilEline emeğine sağlık. Yine muhteşem yazmıssın :)
YanıtlaSilMerhaba blogunuzu takipteyim bloguma beklerim
YanıtlaSilMerhaba blogunuzu takipteyim bloguma beklerim
YanıtlaSilNasıl güzel tespitler bunlar ,çocuklar her zaman masumdur ,büyüklerde keşke ders alsa :((
YanıtlaSilAsansörler beni hep tedirgin eder düşecek ya da içinde kalacağım diye. O yüzden hiç kullanmamaya çalışırım. Bu yazıda da içimi dökmüş olayım :D
YanıtlaSilkeşke hep çocuklar kadar masum ve düzgün ve dürüst kalabilsek. Kalemine sağlık.
YanıtlaSilAh maalesef genel olarak böyle.. Bir selam vermek bile fazla gelir olmuş insanlara...:(
YanıtlaSilO asansörlere sıkış tepiş binmekten hiç hoşlanmam o yüzden yürünebilecek bir katsa hiç kullanmam
YanıtlaSilMerhabalar
YanıtlaSilBenzetmeler harika. Güzel bir yazı. Tebrikler.
Birgulunlezzetleri
Merhabalar
YanıtlaSilBenzetmeler harika. Güzel bir yazı. Tebrikler.
Birgulunlezzetleri
Yeni keşfettiğim bir blog, okuduğum ilk yazınız bu oldu ama aynı zamanda en etkileyicisi de bu olacak sanırım..
YanıtlaSilOlayı gözümde harika canlandırdınız. Kendi bloguma da beklerim:)