Nasihat dinlemek dünyanın en zor işi. Kaç yaşında olursanız olun
"ben o yollardan çok geçtim" "sen giderken ben dönüyodum"
"amaan daha bunlar ne ki" insanlarını kaale almayı
başaramıyoruz.
2 yılın ardından sevgilim beni terketmişti. İlk aşk acısı.
Geçmeyeceğini filan sanıyorsunuz ya işte o noktada nasihat insanları devreye
giriyor. Söyleyecek bir sürü sözleri, verecek akılları, aktaracak tecrübeleri
var. Onlar büyük siz küçük, onlar akıllı siz komple gerzek. Üzülmeyin ya
zamanla geçecek.
Mecbur bekliyorsunuz.
Belki bin tane ayrılık hikayesi dinleyip, teselli bulmaya
çalışıyorsunuz. Bazıları, "hatasını anlayıp tek taşla gelen erkek"
gibi ütopik bir finalle bitiyor. Bazılarında da kız o kadar çok beddua ediyor
ki, adam dayanamayıp ben bir kamyonun altında öleyim diyor. Anlayabildiğim
kadarıyla hepsinin tek bir ana fikri var. Evlensen de, kamyonun altında kalsan
da o acı bir gün bitiyor.
Ben kalbimdeki bu garip burkulma hissiyle nasıl başedeceğimi
bilmediğimden tuhaf işler yapıyorum.
Tahminime göre yeteri kadar zaman geçerse, pizza yiyebileceğim. Çünkü
acının en büyük sembolü açlık. Her kim bir şey yiyemez duruma gelirse, en
büyük acıyı o çekiyordur. Ben de burdan hareketle her gün açlık durumuma bakıp,
"yok daha geçmemiş, zamanı var" diyorum.
Teselli ekibinde, en cok "zamanla geçecek" diyenleri
seviyorum. Sonuçta umut vadeden bir şey zaman.
Başlarda hiç şey yapmadan durursam zaman da duruyormuş gibi
geliyordu. Teselli ekibinin birer birer kendi dertlerine dönmesiyle anladım ki
zamanın ilerleyişinde hiç bir hükmüm olamıyormuş.
Onlar, zamanı bir şeyle ölçüyor ya hani. Üç dakikalık şarkıyla,
gün batımıyla, haftasonuyla, ders zilinin çalmasıyla ya da işte yürüme mesafesindeki durakla. Ben midemdeki
boşlukla ölçüyordum, içimdeki boşluk hissi büyüyüp, bir nefeslik yer bile
bırakmayalı kaç gün gecmişti bilmiyordum.
Herkes ölçüp biçtiği zamanla bir yere varıyor, ben hala acıkmayı
bekliyordum. Aslında kalple mide arasında bağlantı kuranlar ne kadar da
haklılar..
Bir sabah uyandığımda düşündüğüm ilk şey o değil de lahmacun olunca
anladım ki ben iyileştim. Zaman artık normal seyrinde akabilirdi. Lahmacun kaç
dakikada gelirdi?
Şimdi, kalbimi biri merdaneli makinaya atmış hissinin üzerinden yıllar
geçti. Bu süreçte kalbim defalarca daha atıldı o makinaya. Bazen de ben bilerek
attım ama kalp krizi gibi işte. İlkini atlatınca diğerlerinden de sağ çıkmayı
başarıyorsun iyi kötü.
Kimi zaman; mesela yılın muhtelif günlerinde, yine bir
şarkılık mesafe oluyor merdaneli makinayla aramda.
Nasılsa mesafeler var diyorum, üzerine düşmüyorum.
Bu kez bir şarkı değil, küçük bir kız kapattı o mesafeleri. Benim
acıkırsam iyileşeceğime inandığım yaşlarda, günlerce aynı şarkıyı dinlediğim
için ilk kelimesinin anne yerine Ortaçgil olur sandığım yeğenim..
"Bülent Ortaçgil dinliyorum, kalbim çok acıyor" diye
aradı.
"Zamanla geçer" diyecek oldum, sonra vazgeçtim.
"Acıkınca geçer." dedim.
"Ya hiç acıkmazsam?"
"Acıkmazsan, büyüyemezsin"




Zaman her şeyin ilacıdır.. Ama insan da bazen yaşayarak, görerek tecrübe ediyor hayatı... Teselliler avutmalar bazen çare olmayabiliyor...
YanıtlaSilNe güzel yazmışsın.. Mini ve narsist bir itiraf: Kendimden sonra okumayı en sevdiğim tarzda yazılar bunlar :)
YanıtlaSilAma cok naziksiniz siz, tesekkur ediyorum :))
SilPuntoyu biraz büyütmeniz daha iyi olur bence :) Çok küçük yazı benim gözlerimi yordu biraz :)...
YanıtlaSilGüzel yazı bu arada...
o isi hemen çözeyim ben, Sağolun tavsiye icin ;)
SilŞahane bir yazı (:
YanıtlaSilEvet tecrübe ile sabit acıkınca geçiyor gerçekten :(
YanıtlaSilEllerinize sağlık, ama okumaya dalınca çabucak bitti, biraz daha yazsaydınız bıkmadan okuyabilirdim.
YanıtlaSilGüzel yazı olmuş. Acıkınca geçsin her sıkıntı.
YanıtlaSilNedense biraz daha anlatacakmışsın da pat diye kesivermişsin gibi geldi:))
YanıtlaSiltüm sıkıntılar da uçsun gitisin inş:)
anlatılanlar alıntı değil senin yaşadıkların değil mi bir psikolog olarak bişeyler yazmak isterdim ama emin olmak istedim =) bu arada bloğuma beklerim ben de ..
YanıtlaSil